tag:blogger.com,1999:blog-90539472008-07-03T15:17:15.980+02:00donna quijoteDonna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comBlogger332125tag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-37440334685951175372008-05-31T22:36:00.000+02:002008-05-31T22:38:43.296+02:00istanbul'da (4)"bu koca sehirde insanlar ayni anda ne kadar yakin ve ne kadar uzak olabiliyorlar..."Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-43912903919387387212008-05-26T03:15:00.022+02:002008-07-03T15:17:16.084+02:00istanbul'da (3)
kaç ay geçti, şuraya sarhoş halde iki kelime yazmamışım. zamanı gelmiş demek ki. evet, sarhoşum bugün. aylardır yapmadığım bir şey yaptım: içtim. çok içtim. iyi içtim.
dünya küçük derler. öyleymiş nitekim. şu birkaç günde onu gördüm. hadi zaten aydın'la geldik, onu saymıyorum; ama insan aynı gün içinde iki bin küsür kilometre ötedeki işyerinden kaç kişiye rastlayabilir dersiniz? bende bu Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-69667232077085341382008-05-23T14:01:00.000+02:002008-05-23T14:07:18.922+02:00istanbul'da (2)yarin ogleden sonra.
istanbul'da. bir helikopter.icinde ben.
Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-54005321535694512032008-05-23T11:47:00.019+02:002008-05-23T12:18:28.436+02:00istanbul'da (1)sabahın kör vakti, daha kahvaltı bile etmeden aslıhan pasajı'nda buldum kendimi. özel bir şey aradığım yoktu, öylesine bakınıyordum. kitapları karıştırırken pek de göze çarpmayan bir köşede bir kutu buldum. almanca kitaplarla doluydu. en üstte: rosa luxemburg'dan "briefe aus dem gefaengnis", 1917'de sonia liebknecht'e cezaevinden yazdığı mektuplar. elime aldım kitabı, okuduğum ilk cümle:
"so ist Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-69686810305309072782008-05-11T23:12:00.000+02:002008-05-11T23:18:52.641+02:00ruh, beden, zamaninsan vücudundaki hücrelerin 7 yılda bir yenilendiğine dair bir şeyler duydum bir yerlerde. öyle mi gerçekten? yani şu an vücudumdaki hiçbir hücre 7 yıl önce benimle değil miydi? yani şu an şu harfleri tuşladığım iki elimin yerini 7 yıl sonra aynı görünen başka iki el mi alacak? „bedenim“ dediğim şey „an“lık mı yani?
peki ya ruhum? bedenim gibi değişken mi o da? değilse eğer, bu karanlıklar hep Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-33024893973716746302008-05-11T02:31:00.003+02:002008-05-11T03:57:10.117+02:00poema 20şeker gibi bu gece hava. yaz gecesi gibi. balkonda otururken bu şiiri aklıma düşürecek kadar güzel. bakayım bi dedim, buldum. şimdi, ilk kez okuyor gibiyim.
"es tan corto el amor, y es tan largo el olvido."
"ne uzundur unutuş, ah ne kısadır sevda."
pablo neruda
simdi (gece 3.52) fark ettim, sait maden cevirisinde iki dize eksik.
"la misma noche que hace blanquear los mismos árboles.
Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-87379834540027054892008-05-10T23:55:00.000+02:002008-05-11T00:03:12.946+02:00"aziz amca, game over, insert coin!"Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-58502493237935811862008-05-08T22:24:00.000+02:002008-05-08T22:37:40.029+02:00buradan yak
rüyamda sigara içtim. bir tane de değil, dokuz on tane, arka arkaya, fosur fosur. sonrasında koca bir pişmanlık. şimdi yatar uyursun, uyandığında unutursun nasılsa diye avuttum kendimi. uyandığımda rüyamı bile hatırlayamayacak kadar başım ağrıyordu.
sigarayı bırakalı ne kadar oldu, bilmiyorum. birkaç ay geçti, her türlü bağımlılıktan kurtulmaya çalıştığım günler olmalı. her şeyi ertelediğim Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-12713841197513148692008-05-03T21:36:00.000+02:002008-05-03T22:09:19.957+02:00
ayaklarım toprağa değdi bugün. biraz güneş, biraz sabahattin ali, biraz bulut seyredip benzetmece. o kadar.
ha, bir de sabah pazarda kulağıma çalınan bir diyalog:
- bana bi kiz tavlasana! („bir kilo domates alsana“ vurgusuyla)
- olur, tavlarım.
simi döndü, gördünüz mü?Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-78858865172168518342008-05-03T00:57:00.000+02:002008-05-03T01:08:21.023+02:00
hatırlamaya çalışıyorum, olmuyor! o günden tek bir resim kalmış aklımda. bir tek an. ve o cümle. öncesi yok, sonrası yok. niye o resim? ne zaman kaybettim öncesini, sonrasını? bir anlamı var mı ya da? öylesine bir günden, öylesine bir detay. neden diğerlerine karşı galip gelir de, hala aklımda dolanır durur? peki ya sen? sen hatırlıyor musun o anı acaba.Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-63501777947559376492008-04-25T03:30:00.002+02:002008-04-25T03:36:51.392+02:00karşı yakadan
yürüyorum. uzun uzun. iyi geliyor.Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-56086088579215403042008-04-24T02:18:00.000+02:002008-04-24T02:20:59.063+02:00beceremiyorum, hepsi bu...biri çıkıyor, seneler seneler öncesinden; „pıt“ diye dokunuveriyor bir yerime. o „pıt“ pıtır pıtır oluyor bir anda; yaş oluyor, dökülüyor gözlerimden. „gördüğün ilk su birikintisine okyanus dersin“ diyor; „benden alacaklı“ diyorum; „siktir et alacaklıları“ diyor, „sen verirken hiç borç diye vermedin ki!“
ikna olmak istiyorum, ama beceremiyorum.Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-89530248925822088792008-04-23T00:06:00.002+02:002008-04-23T00:51:38.974+02:00hayat çizgisiyukarıdan bakınca her şeyi görebiliyor insan. bazen. bulut yoksa ortalarda, fırtına yoksa. sokakları ayırt edebiliyorsun, taksiler sarı böcekler gibi. ve bazen çıkış yolu, çözüm, asıl problem veya doğru sözcük yukarıdan daha net görünüyor. insanlarla „yüzleşmek“ yerine, kafalarına ve omuzlarına bakınca… karşındaki insanın tedirgin mimiklerinin, senin dikkatini dağıtmasına izin vermek yerine, Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-35184574677464123392008-04-15T23:19:00.000+02:002008-04-15T23:26:31.164+02:00heyamo'dantelgraf
"bak işte, kendini bıraktığın o yerde, bulan olmadı seni.
sen değil miydin en hazin masalını bile ihtişamla anlatılır kılmaya çalışıp, kendine durmadan şaşırtıcı sonlar arayan? en “buldum” ânında neyi bulduğunu anlamamaklı, etrafa çocuk gözlerle bakan peki, ikide bir korktuğu başına gelen, gözünün önündeki çukurlara düşüp duran sen değil miydin? biraz acı lazımdı sana çok değil, biraz Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-76170683591111457152008-03-30T23:40:00.005+02:002008-03-31T20:24:59.566+02:00"hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim."*
bazen azalir insan. niye'sini bilir, nasil'ini her gün yasarsin da, üzülmezsin buna. daha da azalmak, daha da kücülmek, kaybolmak istersin. yer yarilsin, yerin dibine gir istersin.
bazen en agir cezayi kendi kendine vermek istersin de, bunu nasil yapacagini bilemezsin. ama bilirsin ki, kendi yargicin oldugun mahkemeden gayrisi aklayamaz seni. her gün yeni bastan görülür dava. her durusmada Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-67703031493780626082008-02-24T09:03:00.001+01:002008-02-24T16:07:12.372+01:00asker mektubu
öldürmek istemeyen çocuklara...Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-53190414678338747502008-02-21T04:38:00.000+01:002008-02-21T04:42:20.097+01:001993 - 2008halattan yangin merdiveni tasarlamistik. her an pencereden sarkitilabilecek yangin merdiveni. 3. katta yasiyorduk cünkü. önlem almak lazimdi. kendi evimize pek de uzak olmayan sehirlerde türkleri yakiyorlardi o günlerde; mölln'de 3 kisi, solingen'de 5 kisi; haberler geliyordu. buranin bir parcasi sayarken kendimizi, "ötekiler" oldugumuzu ögreniyorduk. o gün bugündür unutmadik. böyle korkular Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-50692755802627777332008-02-04T02:31:00.000+01:002008-02-04T02:33:02.013+01:00pazar'i pazartesi'ye baglayan aksamDonna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-36796538131760288872008-01-30T03:38:00.001+01:002008-01-30T05:11:56.092+01:00ninniuy
ku
tut
mu
yor
...
dön
dur
dön
dur
ek:
christian aradi bugün.
telefon caldiginda neredeyse henüz uykuya daldigim icin acmadim. iki saat sonra telesekreterdeydi sesi: "az sonra ucaga biniyorum, öglen bir kahve icelim mi?" diyordu. bir yandan dislerimi fircalarken, birDonna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-76417131561697230572008-01-28T23:23:00.000+01:002008-01-29T03:54:19.897+01:00gereksiz gercekler1. sade kahve, ne süt ne seker.
2. kibris cikarmasindan bir hafta önce, bir cumartesi gecesi dogmusum. doktorum yunanmis. annem korkmus.
3. arkadaslarimi hak etmedim. yine de yanimdalar.
4. artik rüyalarimi hatirliyorum. abuk seyler görüyorum, abuk rüya tabirleri kitabi hepsine ayni yorumu yapiyor.
5. vazgecemeyecegim tek bir esyam bile yok.
6. vücudumda bir dolu benim var.
7. kimsenin Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-92158715698413118592008-01-28T15:02:00.000+01:002008-01-28T15:56:54.146+01:00egerbir film olsaydi hayatim, su günlerimi agir, agdali ve olabildigince melankolik bir sarki esliginde -hangisi oldugu hic önemli degil- birkac sahneyle gecistirirdi senaryo yazari. fonda müzik, görüntüde ben. köln grilere batmisken ise gidip gelen, hic olmadik yerde arabasinin önüne firlayarak az kalsin ezecegi bisikletli kücük kiz cocugunu azarlayan, evde elinde cay fincaniyla kitap okumaya Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-69394760204423030202008-01-21T00:29:00.000+01:002008-01-21T07:25:01.524+01:00verpflegungsmehraufwendungenböyle bir kelime var almancada. doli bu garip dildeki "kümelesik" kelimelerden sözedince yazmadan duramadim. bu upuzuuun kelime, kayitlarimi didik didik ederek hazirladigim bir listenin basligi. 2006 yilinda attigim neredeyse her adimi kaydettim oraya. hemen hemen her is günümde 8 saatin üstünde ev disinda kaldigim, ve bir isten digerine kosturdugum icin, belli bir miktari vergiden Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-43964538171334507542008-01-12T08:14:00.000+01:002008-01-12T23:27:46.663+01:00gidelim buralardanhep ayni rüya.
hep ayni uyanis.
her sey ayni.
"ben bir aniyi agirlamakla gecen hayatlardanim."Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-65992648324092952712008-01-06T13:33:00.000+01:002008-01-06T14:05:11.349+01:00isabel allendeben bu kadini seviyorum!
fevkalade komik, ama ayni zamanda tüyleri diken diken eden sahane bir konusmasini dinledim. tutkudan bahsediyor. izledigine degecek, buraya tikla yeter.
hayatimin en güzel 4 dakikasi dedigi olimpiyat macerasi da surada.Donna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9053947.post-23145805526428261192008-01-05T18:56:00.000+01:002008-01-06T00:33:16.694+01:00la boumsimdiii, su sarkiyi dinlemeye baslayalim önce sevgili okuyucu. richard sanderson'un "dreams are my reality" adli bu nadide eseri, anlatacagim hikayenin fon müzigi zira.
hikaye de en az sarki kadar "kitsch", hic merak etme.
yil 1989. -altin kizlar'daki sophia petrillo geldi simdi aklima, o da sicilya hikayelerine böyle baslardi ya hep- 15 yasimdayim. herkesin unuttugu o sehirdeki yatili okuldanDonna Quijotehttp://www.blogger.com/profile/11873632635547364885noreply@blogger.com